Efes Hakkında


Türkiye’nin güney batı kıyısında yer alan Efes mimari ve kültürel açıdan günümüze ulaşabilmiş en mükemmel antik şehirdir. Milttan önce 356 yılında antik Yunanlılar antik dönemin 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağını inşa ettiler. Milattan önce 2. yüzyıla gelindiğinde Efes, doğu Roma imparatorluğunun en büyük 4. kentlerinden biriydi. O dönemde de şu anda olduğu gibi Artemis Tapınağı, Celses kütüphanesi ve tıp okuluyla ünlüydü.

Izmir’in güneyinde, Menderes nehrinin ağzında yer alan Efes antik dönemin en önemli yunan kentlerinden biriydi. Iyonya şehirlerinin en büyük şehirleri arasında yer alan Efes dönemin en işlek limanına sahipti. Artemis tapınağı kentin çok yakınında inşa edilmiştir. Lidyalılar şehre saldırdığında Efesliler tapınağa ip bağlayarak şehri savunmaya çalışmışlardı. Tabi ki bu uygun bir yol değildi. Lidya kralı Krezüs şehri ele geçirdiğinde yakıp yıkmak yerine büyük katkı sağlamış özellikle tapınağa olan saygısını heykeller ve 36 sütun bağışlayarak göstermiştir. Bu heykellerin bazıları British Museum’da sergilenmektedir.

Efes’in kontrolü Lidyalılardan Pers İmparatorluğuna geçti. MÖ 4. yüzyılda tapınak yakıldı ancak Büyük İskender 334’te şehri ele geçirmeden önce tekrar inşa edildi. Büyük İskender döneminde şehir aynı zenginlik ve refahını sürdürdü. 133 yılında Romalılara geçince de aynı ihtişam devam etti. Artemis, Romalıların deyimiyle Diana’nın tapınağı dünyanın 7 harikasından biridir. MÖ 100’den MS 100’e kadar Efes köle ticaretinin başkenti olmuştur.

262 yılında Efes Gotlar tarafından yağmalanmış ve tapınak yıkılmıştır. 1869’da aşlayan kazı çalışmaları ile birçok eser gün yüzüne çıkartılmıştır.

Hristiyan efsanelerine göre zulüm gören Hristiyanlardan yedisi Efes yakınlarındaki bir mağarada uyuyakalmış ve Roma imparatorluğu döneminde uyanmışlardır.aparak Selçuk’a ulaşabilirsiniz.